Kore Hayranı Kızlara Kısa bir Not

Dün akşam Megabox’ta ki Ateşi Yakalamak filmine arkadaşlarla beraber gittik. Filmden önce reklamlar çıktı. Normalde TV izlemediğim gibi Kore’ye geldiğimden beri de TV izlemedim izlediğimdeyse de kütüphanede ki International CNN olduğundan hiç Kore reklamları görmemiştim.

Film başladığında izlediğim reklamlardan dolayı midem bulanıyordu.

Bu cümleyi açıklayayım. Bir çoğunuzun bildiği gibi Kore kozmetik endüstrisi ile ilgili bir çok ürün üretmekte. Fakat yapılan reklamları gerek kadın güzellik malzemeleri, gerek erkek parfümleri gerek bambaşka malzemeler kozmetikle alakasız malzemelerde hep üstünde durulan tek bir tema vardı. Kadınları tavlamak diyebileceğimiz bir durum. Avrupa ve Amerikan reklamlarında da benzer şeyler gösterilse de daha çok kadınların olan ilgisini artırmak şeklindeyken Kore reklamlarında tamamen kadınları obje haline getiren. Eğer toplumun istediği ölçülere %100 uymazsanız mide bulandırıcı olduğunuzu söyleyen reklamlarla karşılaştım. Bu son söylediğime bir örnek vereyim.

Bir adam telefonda konuşurken bir kadını görüyor. Kadın kafenin içerisinde bir menüyü okuyor bu yüzden sadece gözlerinin ve üstü hizası gözüküyor. Adam ilk görüşte aşık olduğunu düşünüyor. Ardından menüyü düşürünce kadının yüzünün olduğu yere trol bir yüz diyebileceğimiz şekilde çizilmiş karikatüristik bir erkek/kadın yüzüne benzer bir çizim geliyor ve adam kusacak gibi olup kaçıyor. Ardından eğer bu kremi kullanırsanız böyle sahneleri yaşamazsınız denilen bir anlatıcıyla beraber krem sahnesi geliyor.

Üniversitemde ki hiç bir arkadaşımda neyse ki böyle bir tutum görmedim belki de Korece konuştuklarında bu dar kafayla konuşuluyor olabilirler ama haberim yok fakat bu reklamın gösterdiği şey aslında medyanın her ne kadar dramalarda çok hoşmuş gibi gözükse de Kore toplumunda olan kadınları obje haline getirmeye çalışmalarına benzettim.

Benzer bir iki üç reklam daha gördüm. Şahsım adına kadınların bu kadar kolay hakaret edilebilecek, sanki hemen miden bulanacak ve gidip bir başka kadına gideceksin gibi obje olarak gösterilmeleri hoş bir durum olarak gelmedi.

Bu yazdıklarımda ki bazı kelimeleri sanki hakaret ediyormuşum gibi düşünebilirsiniz. Fakat “dar kafalı” vb. gibi ifadeleri direk Kore’de yıllardır yaşayan ve Kore’li birisiyle evli olan Kanadalı bir İngilizce öğretmenimden aldım. Kendisinin dediğini söylüyorum “dünyadaki en fazla ırksal, cinsiyetçi ayrımları yapan toplumlardan biri, fakat o kadar normalleşmiş ki o kadar az diğer toplumlara yansıyor ki gelip bir süre yaşamadan anlaşılması çok zor”.

Bu yazıyı son paragrafı hariç 2013, Kasım ayında yazmıştım son paragrafını ekledikten sonra yayınlama kararı aldım. Kendi şu an ki düşüncelerime gelince. Nasıl Türkiye’de hayat 7 Numara gibi değilse veya Aşk-ı Memnu gibi değilse, dramaları gerçeğe hiç benzetmeyin. Hatta uzakdoğu da peri masalı trendi döndüğünden maalesef daha da uzaklar gerçeklikten. Oraya gidince/giderseniz çok yanlışsın hiç de öyle diyebilirsiniz ama unutmayın siz bir ay veya birkaç aylığına gitmişken ki bu sizi onları hala misafir/turist gözüne sokar, bir buçuk yıl yaşayınca benim gibi veya Kanadalı hocam gibi 7-8 yıl yaşayınca aslında insanların A dediğini ama B düşündüğünü görüyorsunuz.

Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmailby feather

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir